Atatürk'ün Çocuk Sevgisi

Kapat

Konu Oncesi Reklam

Kapat
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Atatürk'ün Çocuk Sevgisi

    Atatürk, yaşamı boyunca tüm sevdiklerine hangi yaşta olursa olsun “çocuk” diye seslenirdi. Onun sözlüğünde çocuk sevgi demekti. O’nun çocuğu yoktu ama içinde bitip tükenmeyen bir çocuk sevgisi vardı. Bundan dolayı yüreği arada burkulmuş mudur bilmiyorum ama galiba bu ihtimal çok düşük; bütün Türk çocukları onun öz yavruları gibiydi. Atatürk, çocukların riyakârlık bilmeden bütün istek ve arzularını içlerinden geldiği gibi açıklamalarından çok hoşlanırdı. Son yıllarını da çok sevdiği bir çocukla geçirdi. Ülkü, Atatürk’ün çocuk sevgisinin bir simgesi oldu.

    O’nun açık mavi gözleri her yerde çocukları arardı. Çağdaş ve mutlu Türkiye’yi çocuklarda görür ve çocuklarda bulurdu. Tüm yurt gezilerinde çocuklara sevgi ile yaklaşır, onlarla uzun uzun konuşurdu. Vedat Demirci’nin anılarından öğrenildiğine göre; Atatürk bir gün çocuk balosuna gider. Ortalıkta bir şaşkınlık havası doğar. Küçük bir oğlan salonun orta yerinde kalır. Bu yavru hayranlıkla bir süre Atatürk’e baktıktan sonra: “Atatürk’üm, seni öpmek istiyorum” der. Ortalığa bir sessizlik dalgası yayılır. Bu derin sessizliği Atatürk’ün sesi bozar “Öyleyse, gel öp” der. Çocuk koşarak Atatürk’ün boynuna sarılır. O sırada diğer çocuklar da: “Biz de.. Biz de..” diye bağırırlar. Böylece tüm çocuklar Ata’yı doya doya öperler. Bu görüntü çoğu kişiyi ağlatır. Büyük Atatürk de ağlar. Evet, Türk çocuklarının bu engin sevgisi için ağlar. Hem de sevinç gözyaşlarını dökerek. O gün çevresindekilere övünçle: İşte benim kuşaklarım” der.
    Atatürk çocuk davasının önemini her ortamda vurgulayarak çocuklara yönelik hizmetlerde rehberlik yapmayı sürdürmüştür. 17 Ekim 1922 yılında Bursa’da kendini karşılayan çocuklara aşağıdaki şekilde seslenerek nasıl bir gençlik istediğini belirtmiştir:
    ‘Küçük hanımlar, küçük beyler
    Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.
    Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.
    Kendinizin Ne Kadar Önemli, Değerli Olduğunuzu Düşünerek Ona Göre Çalışınız. Sizlerden Çok Şey Bekliyoruz.’ (Atatürk Albümü–1992)
    Evet, Atatürk’ün çocuk sevgisi çok büyüktü, peki ya ondan sonra gelenlerin, her fırsatta ‘Atam İzindeyiz!’ diyenlerin çocuk sevgisi nasıldı? ‘Atatürk’ten sonra gelen hiç bir cumhurbaşkanı, başbakan veya bir asker bir çocuğu elinden tutup da resim sergisi gezmeye götürmedi. Hiç bir cumhurbaşkanı veya başbakan çocuğu protokol sırasının en önüne oturtmadı. Hiçbir başbakan bir çocuğu salıncakta sallamadı. Bir çocuğu taşıttan kendi elleriyle indirmedi. Bir yabancı konukla birlikteyken yanına çocuk almadı. Bir yetişkini dinlerken gösterdiği ciddiyetle dinlemedi. Onlarla birlikte denize girmedi, objektiflere poz vermedi. Onlarla gezintilere çıkmadı. Onlara el öptürtmemezlik yapmadı. Tüm bunlar bir yana, 1938’den itibaren bu ülkede yetişkin insan-çocuk insan dostluğu, arkadaşlığı diye bir şey kalmadı. Türkiye’nin markası, Atatürk’teki çocuk sevgisi ve onun çocuğa verdiği değer olmalıdır. Eşsiz bir örnektir. Ama o büyük insanın çocuklara yaklaşımını bu ülkenin anne babaları ve öğretmenleri bile örnek almıyor ki başkalarına örnek gösterilebilsin.

    Atatürk ve Çocuk Sevgisi
    Atatürk bir okula gitmişti.her zaman olduğu gibi bütün çocuklar etrafını sardı. hepsi sevinç içinde onu alkışlıyordu. Yalnız küçük bir çocuk;bir kenara çekilmiş,ilgisiz gibi duruyordu bu durum Atatürk’ün gözünden kaçmadı. Onu yanına çağırdı:
    - ”Çocuğum,neden durgunsun? Bir derdin mi var? Hasta mısın?” dedi.
    Çocuk:
    - ”Bir şeyim yok efendim” dedi.Arkasını döndü, gözlerinden akan yaşları gizlice sildi.
    Atatürk:
    - ”Niçin ağlıyorsun yavrum? Sen ağlayınca ben çok üzülüyorum” dedi.
    Küçük çocuk,o vakit yaşlı gözlerini Atatürk’e çevirdi:
    - ”Atam,seni böyle yakından görmek isterdik. Geldin,gördük,sevindik. Ama artık sıramızı savdık.Bir daha seni ne zaman göreceğiz? Ona ağlıyorum.”
    Atatürk oradaki çocuklara baktı:
    - ”Beni ne zaman görmek isterseniz,aynaya bakın.Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız.Bende sizin” dedi.

    Çocukların bayramında Atatürk’ün çocuklarla ilgili anılarından birisine yer vermek istedik.
    Anıya ; Yarının Kahramanları’nda olduğu gibi, 80′lerden kalan , eşimin “bu kitabın kendisi tarih” diyerek espri yaptığı Avni Altıner’in Her Yönüyle Atatürk kitabından ulaştık.
    “””
    Mustafa Kemal’in ilk Cumhurreisliğine seçildiği sıraydı. Bir sabah Çankaya sırtlarında arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı. Gazi yanına sokulan bir çocuğu yakaladı. Çelik bakışlarıyla alemi büyüleyen gözlerini onun yüzüne dikip gülümseyerek sordu;
    -Adın ne senin bakayım?
    - Cemil
    - Çankaya’da mı oturuyorsun?
    - Yok. Ayrancı’da
    ...
    -Mektebe gidiyor musun?
    Çocuk başını öne doğru hızla eğdi
    -E… Ne okuyorsun mektepte?
    -Her bir şey okuyoruz.
    -Peki ben kimim Cemil?
    Çocuk zeki bakışlarını Ata’nın üzerinde gezdirdi:
    -Sen Gazi Paşasın.
    Ata gülümsedi.
    - Olmadı . Cemil ben senin Gazi Paşa değilim. Beni benzettin sen.
    - Yok benzetmedim iyi biliyorum, sen Gazi Paşasın.
    -Nereden biliyorsun?
    Çocuk kendinden emin bir tavırla.
    -Çünkü, dedi sana hiç kimse benzemez…
    Çelik gözler bulutlandı. O eşşiz kafanın içinden kimbilir ne düşünceler geçti o anda:
    Büyüdüğü zaman ne olacağını konuştular sonrasında.
    Sonra O’nu oyuna iade edip yoluna devam ederken yanındakilere döndü:
    - Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak dedi
    Nasıl Buldular: atatürkün çocuğa verdiği önem ile ilgili sözler, atatürkün çocuklarla ilgili anıları, atatürkün çocuk sevgisi ile ilgili anıları, atatürkün çocuk sevgisi anıları, atatürk çoçuk sevgisi ile ilgili şiirler, Atatürkün çocuk sevgisini anlatan anı, atatrk ocuk sevgisi, ataturk cocuk sevgisi ani, atatürkün kişilik özellikleri ile ilgili anıları çocuk sevgisi, atatürkün çocuklarla ilgili anısı

    Atatürkün doğa sevgisiyle ilgili hikaye
    Mustafa Kemal Atatürk’ün doğa sevgisi, babası öldükten sonra annesi ve kardeşiyle birlikte Selanik’in otuz kilometre yakınlarında Zübeyde Hanımın ağabeyi olan Hüseyin Ağa’nın çiftliğine yerleşmeleri ile başlamıştır
    Burada, Atatürk çiftçilik işleri ile uğraşarak, yeşilliğe, toprağa ve doğaya ilgi duymuştur O’nun bitki ve hayvan sevgisinin ilk belirtileri, bu çiftlik yaşamından kaynaklanmaktadır Çünkü O, ilerki yaşamında çiftlikler kuracak, hayvan besleyecek ve ağaçlandırmaya büyük önem verecektir
    Atatürk’ün sınıf arkadaşlarından Ali Fuat Cebesoy, O’nun doğa sevgisini belirtirken bir anısını şöyle anlatır:
    “Harp Akademisi’nin üçüncü sınıfına geçtiğimiz zaman Mustafa Kemal, Selanik’e sılaya gitmeden önce bizde misafir kaldı O günlerin birinde Satılmış Çavuş’u da alarak Alemdağı’na uzandık Arkadaşım samimi bir doğa aşığı idi Ormanlık yerlerden çok hoşlanırdı Öğleye doğru pınar başında mola verdikUzaklarda bir kasır vardı ve manzarası harikulade güzeldi Adeta Mustafa Kemal’i büyülediOradan ayrılırken Mustafa Kemal: ‘Fuat’ dedi, ‘İnsan yaşlandıktan sonra şehirlerin gürültülü hayatından uzaklaşmalı, böyle sakin ve ağaçlık bir yere çekilmelidir Bak, şu karşıdaki köşk insanın ruhuna nasıl bir ferahlık veriyor”
    Afet İnan, Atatürk ve Çankaya’nın ilk Cumhurbaşkanlığı Köşkü için seçilmesini anlatırken şöyle diyor: “Atatürk’ün Çankaya’yı seçmesinde etken, birkaç büyük karakavak ve söğüt ağaçlarının bulunması idi Onların rüzgarlı günlerdeki hışırtısından daima zevk duyardı”
    Atatürk doğayı çok seven bir insandı Yeşile, çiçeğe, ağaca hayrandı Nezihe Araz, Atatürk’ün ağaçlandırmaya verdiği önemle O’ndaki doğa sevgisini bir söyleşide şöyle dile getirmiştir:
    Ne oldu buradaki ağaca
    ”“Çankaya köşkünden Meclis binasına giderken o günün Ankara’sında bir tek iğde ağacı vardır Mustafa Kemal, her gün ağacın önünden geçerken arabayı yavaşlatıyor ve ağacı selamlıyor Bir gün; ‘Bakın bu benim’ derken, o ağacın yerinde olmadığını görüyor Büyük bir telaşla otomobili durdurup iniyor Buradaki işçilere; ‘Ne oldu buradaki ağaca’ diyor ‘Efendim, yolu genişletmek için ağacı kestik’ cevabını alıyor Arabasına dönen Mustafa Kemal ağlamaya başlıyor Bunun başka yolu yok muydu? diye”
    Afet İnan, Atatürk’ün doğa ve ağaç sevgisi ile ilgili olarak şöyle diyordu:
    “1919 yılında Atatürk Ankara’yı pek az ağaçlı bulmuştu O, eski adı Orman Çiftliği olan yerde, orman yetiştirmeyi kendisine ideal edinmişti O’nun için her ağaç yeni, kıymetli birer varlıktı Bunların yetiştiğini, büyüdüğünü görmek, bir idealin tahakkuk edişindeki zevki kendisine veriyordu Gazi Orman Çiftliği, insanların irade ve çalışmalarıyla, tabiatı güzelleştirme ve verimli kılma kuvvetinin bir örneğidir”
    Atatürk’ü yakından tanıyanların şu ortak görüşte birleştikleri görülmektedir: “Atatürk doğayı severdi Ağaçlandırmaya önem verirdi” Bir gün Atatürk, Kurmay Başkanı İsmet Bey’le Diyarbakır çöllerinde atla gidiyorlarmış Mustafa Kemal demiş ki: “Çabuk bana yeni bir din bul Ağaç dini Bir din ki, ibadeti ağaç dikmek olsun”
    Atatürk’ün doğayı, ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden birisi de kuşkusuz Atatürk Orman Çiftliği’dir Atatürk, 1925 yılında kendi aylığından ödeyerek çiftliğin bugünkü yerini satın almıştır O yıllarda bu topraklar, ortasından demiryolu geçen bataklık ve boş bir araziydi O, toprağa karşı zafer kazanabileceğini de kanıtlayarak çiftliği burada kurdu Bugün, Ankaralılar için çiftlik bir dinlenme yeri haline gelmiş, Atatürk’ün önderliğinde dikilen ağaçlar büyümüş, gölgesinde insanlar dinlenir olmuştur O doğadan zevk alan bir insan olarak, yeşilliği ve ormanı daima sevmiştir
    Falih Rıfkı Atay, “Atatürk çiftlik dağlarının ormanlaşması için bizzat uğraştı Hemen her ağaçta hakkı vardır” derken; Afet İnan da, “Orman Çiftliği’nin her ağaçlandırma evresinde Atatürk’ün bakışı, görüşü, emeği vardır” diyor Eski adı Orman Çiftliği olan yerde orman yetiştirmeyi amaç edinmişti Onun için her ağaç eski ve yeni, kıymetli birer varlıktı
    Özlemi tüm ülkeyi ağaçlandırmaktı
    Atatürk’ün ağaç ve yeşillik sevgisi, yalnız Ankara’ya has bir özlem değildi “Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer” diyen Atatürk’ün özlemi, tüm ülkeyi ağaçlandırmaktı, yeşillendirmekti
    Bir gün, İstanbul’un eski vali ve belediye başkanlarından Muhittin Üstündağ ve Afet İnan’la birlikte boğazda bir motor gezisinde Salacak önlerinden geçerken; “Bu güzel yerleri ağaçlarla bir kat daha güzelleştirmek için İstanbul Belediye Başkanı olmak istiyorum” derken, Atatürk’ün bu sözlerindeki gerçeği çözmek elbette güç değildir
    Ülkemiz toprakları üzerinde Atatürk’ün yakın ilgisi ve sevgisiyle Yalova yeşil bir cennet köşesi haline gelmiştir Muhsin Zekai Bayer, Atatürk’ün Yalova’yı ağaçlandırma çabalarını şöyle anlatır:
    ...
    “Yalova kaplıcalarının yeşil cennet diyarı ve çam ormanları, Atamızın çabaları ile meydana gelmiştirİlk iş olarak o zamanın ünlü bahçıvanlarından Pandeli Efendi’yi Boğaz içindeki çiçek bahçesinden alarak işin başına geçirtmiştir Onun yakın ilgileriyledir ki, bu gün ‘Çam Burnu’ adı verilen ormanlık alan yaratılmıştır”
    Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi açış konuşmalarında, doğal varlıklarımız olan ormanların korunması, dengeli ve tekniğe uygun şekilde işletilmesine yönelik konulara da yer vermiştir 1 Mart 1922 yılında 1 Dönem 3 Yasama Yılı konuşmasında, ormancılığın kurallarını şöyle belirtmiştir
    “Gerek tarım, gerek memleketin varlık ve genel sağlığı konularında önemi kesin olan ormanlarımızı da modern önlemlerle iyi duruma getirmek, genişletmek ve en yüksek faydayı sağlamak da önemli kurallarımızdan biridir”
    Atatürk, bir ağaç dalının kesilmesine rıza göstermeyecek kadar yeşili ve ağacı seven bir varlık idi Yalova’da yapılan bir köşkün çevresindeki meşelerin korunması için orman mühendislerine sık sık öğüt vermiştir Gazi Mustafa Kemal, Türklerin Orta Asya’dan kuraklık ve ağaçsızlık yüzünden göç ettiklerini pek iyi bildiği için ağaca karşı sevgi ve saygı gösterilmesini teşvik etmiştir
    Atatürk son günlerinde yeşile duyduğu özlemi şöyle dile getirmiştir: “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun Kutlu olan sensin Hepimiz senin için fedaiyiz Fakat sen Türk ulusunu sonsuzluğa dek yaşatmak için verimli kalacaksın Türk toprağı sen, seni seven Türk ulusunun mezarı değilsin Türk ulusu için yaratıcılığı göster”.
    Atatürkün ağaç sevgisiyle ilgili anısı-Atatürkün ağaçlarla ilgili anıları
    Atatürk, ağaçsız yurt topraklarından üzüntü duyardı, tabiatı ve ağacı çok severdi. Ankara’daki Orman Çiftliğini boz topraktan ormanlık haline soktu. Ağaçların dikilişini, tutuşunu, büyüyüşünü adım adım kollardı. Akköprü tarafından Çiftlik’e giden yolun etrafındaki boş topraklar meyvelik olmuştu. Bir gün bu meyvelikten geçerken birdenbire şoförüne:
    - Dur dedi.
    Arabadan inerek orada bulunanlara:
    - Burada bir iğde ağacı vardı, ne oldu? diye sordu. Kimse iğde ağacını bilmiyordu. Atatürk’ün biraz önceki neşesi kalmamıştı. Çünkü Çiftlik’in ilk çorak günlerinin yeşilliği sökülüp atılmıştı. Yol boyunca hep iğde ağacını aradı.
    - iğde, yaşlı ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşıyordu. Baharda güzel kokular veriyordu, diye sızlandı.
    Atatürk, İstanbul’daki büyük ağaçtan gördükçe:
    - Bunlar da güzel ama, ben (guncel-kal.com) yapraklarının ve dallarının her yıl ne kadar büyüdüğünü gördüğüm ağaçlarımı seviyorum, derdi.
    Vatanı yeşil ve bayındır görmek için çok çalıştı. Yalova’yı, Florya’yı o değerlendirmişti. Bursa’yı bir kaplıca şehri yapmak için uğraşıp durmuştu. Planlı Ankara onun fikri idi.
    Çankaya’daki bahçesini yapan memur şu fıkrayı anlatmıştı.
    Bahçeyi dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Atatürk’ün geçeceği yolu kapıyordu. Ağacın bir yanı havuz, bir yanı dik bir yokuştu. Atatürk ağaca yaslanarak güçlükle karşı tarafa geçti. Atıldım,
    - Emrederseniz hemen keseyim, efendim, dedim.
    Yüzüme baktı:
    - Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin? dedi.
    Atatürk ve Hayvan Sevgisi
    Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürkün Hayvan Sevgili ile ilgili yazılmış olan bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyoruz.
    Atamızı saygı ve özlemle andığımız bugün, kendisinin hayvan sevgisi ile ilgili bazı örnekleri yayınlamak istedik
    Mustafa Kemal’in 1 Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde savaşırken ‘‘Alp’’ adında bir köpeğinin olduğu ve bu köpeğin onun yatak odasının kapısında beklediği ve Atatürk’ün izni olmadan hiç kimseyi içeri bırakmadığı anlatılır’’
    ‘‘Ulusal kurtuluş savaşımız sırasında ele geçirilen Yunan komutanlarından birisinin köpeği olan ‘‘Alber’’ adında bir köpeği daha vardır Beyaz-sarı renklerde bir av köpeği olan Alber’i çok seven Atatürk, onun ölümünden derin üzüntü duymuştur’’
    ‘‘Ancak Mustafa Kemal’in yaşamında en önemli hayvan, hiç şüphesiz ‘‘Foks’’ adındaki köpeğidir Seyyar fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi adındaki birisinden 50 lira gibi abartılı ve yüksek fiyata satın aldığı Foks, aslında bir sokak köpeğidir Foks, Atatürk’ün en sevdiği hayvan olarak Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde her zaman el üzerinde tutulmuş, ona her zaman büyük özen gösterilmiştirAtatürk nerede, o orada Atatürk’ün yatak odasında, karyolasının ayak ucunda kendisi için özel olarak diktirilen bir minderde yaşarmış En önemli görüşmelerinde bile hep onun yanında olurmuşAtatürk’ün Foks’a düşkünlüğünü bilen bazı kimseler, sofrada çok zaman onun bahsini açarlar, sadakatinden, büyüklüğünden dem vurup neslini üreterek memlekete yaymayı teklif ederlerdi Dalkavukluğuyla dikkati çekenler, Foks’un asil kandan geldiğini söyleyecek kadar ileri gidip ‘Köpek değil, adeta insan İnsandan da akıllı’ derlerdi”
    ‘‘Atatürk, Foks’un ne yiyip ne içtiğinden, ne zaman çiftleşeceğine kadar hemen her şeyiyle yakından ilgilenirdi Ama gün gelir, Foks’la yolları ayrılır Köşke ikinci bir köpek gelmesini kıskanan Foks, bir gün kendisini kaldırmak isteyen Atatürk’ün elini ısırırAncak (yaşamı boyunca hayvanların öldürülmesine karşı çıkan, başıboş kedi ve köpeklerin Hayvanseverler Derneği aracılığıyla sahip edinmelerini sağlayan) Gazi, Foks’un davranışına hiç sinirlenmemiş, eli pansuman edilirken şöyle demiştir:
    - Fenalık yapmak için ısırmadı’’
    ‘‘Ama yakınları “Sahibini ısıran köpekten hayır gelmez” diyerek, ilaçla sonsuza dek uyutulması için Atatürk’e ısrar ederler İzin verdi mi vermedi mi bilinmez ama Foks o günlerde öldürülür
    Foks’un ölümü Atatürk’ü adeta yıkar Günlerce yüzü gülmez olur Artık Foks’un konusu her açıldığında, gözleri acıyla dolar’’
    ‘‘Bu arada Atatürk Orman Çiftliği’nin veterinerleri, Foks’un ölüsünü gömmezler Herhalde Atatürk’ün köpeği olduğu için, derisini yüzüp içini doldurarak bir vitrine yerleştirirler Amaçları Atatürk’e bir sürpriz yapmaktır’’
    ‘‘Bir gün Atatürk’ün yolu çiftliğe düşer İçeri girip Foks’un doldurulmuş bedeni ve donuk gözleriyle karşılaşınca donakalır Gazi, gördüğü manzara karşısında çok ıstırap çekmiştir Bir ara öfkelenir gibi olur, ama veterinerlerin şaşkın bakışları arasında çiftliği terk ederFoks’un doldurulmuş cansız bedeni, ertesi gün hemen kaldırılır Uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda muhafaza edilen Foks, Anıtkabir’de Genel Kurmay Başkanlığı tarafından düzenlenen ve 26 Ağustos 2002′de Cumhurbaşkanı Sezer tarafından açılan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde sergilenir Hâlâ orada’’

Ilk Konu Sonrasi Reklam Mobil

Kapat

Ilk Konu Sonrasi Reklam

Kapat

Benzer Konular

Kapat

Konular İstatistik Son Mesaj
Started by Sermin, 22.01.16, 16:12
0 cevap var
895 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj Sermin
Son yazan Sermin
 
Started by OkulOncem, 13.11.14, 18:24
0 cevap var
1.352 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj OkulOncem
Son yazan OkulOncem
 
Started by OkulOncem, 11.11.14, 11:56
0 cevap var
2.451 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj OkulOncem
Son yazan OkulOncem
 
Started by OkulOncem, 11.11.14, 11:54
0 cevap var
1.403 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj OkulOncem
Son yazan OkulOncem
 
Started by OkulOncem, 06.11.14, 21:07
0 cevap var
4.418 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj OkulOncem
Son yazan OkulOncem
 

Baglanti Reklami

Kapat

Baglanti reklami mobil

Kapat

Çevrimiçi Kullanıcılar

Kapat

şu an 182 kullanıcı çevrimiçidir. Bunlardan 0 üye 182 ziyaretçidir.

Online Rekorumuz: 1.920 Üye ile 23.10.14 Tarihinde Saat 19:08 Gerçekleşmiştir.

İstatistikleri

Kapat

Topics: 2.556   Posts: 2.797   Members: 10.996   Aktif Üyeler: 14
Son kayıt olan üyemiz ilknurilknur hoş geldiniz

Bugün doğan üyelerimize sağlık, mutluluk ve esenlik dolu uzun bir yaşam dileriz...

Kapat

En Aktif Kullanıcılar

Kapat

There are no top active users.
Hazırlanıyor...
X