Aşırı Övülen Çocuklar Üzerine Bir Araştırma

Kapat

Konu Oncesi Reklam

Kapat
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Aşırı Övülen Çocuklar Üzerine Bir Araştırma

    Dweck’in aşırı övülen çocuklar üzerine yaptığı araştırması, imajın ve bu imajı korumanın bu çocuklar için en öncelikli konu olduğunu öne sürüyor. Bu çocuklar daha rekabetçiler ve başkalarını eleştirmekle daha çok ilgileniyorlar. Tüm bunlar, çok sayıda endişe verici çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlar.

    Bu çalışmaların bir tanesinde öğrencilere iki tane yapboz testi yapılmış. Birinci ile ikinci test arasında, onlara iki seçenek sunulmuş: Bir sonraki test için yeni bir yapboz stratejisi öğrenme seçeneği ya da diğer öğrencilerle kıyaslandığında ilk testte ne kadar başarılı olduklarını öğrenme seçeneği. Zekaları dolayısıyla övgüler alan çocuklar, kendilerine verilen süreyi ikinci teste hazırlanmaktansa sınıftaki sıralamalarını öğrenmeye ayırmak istemiş.
    Bir diğer çalışmada öğrencilere “karneni kendin yaz” testi yapılmış. Kendilerine verilen kartlara karnelerini yazmaları istenmiş ve bunların başka bir okuldaki öğrencilere gönderileceği söylenmiş. Bu çocuklarla hiç tanışmayacakları ve isimlerini bilmeyecekleri bilgisi de verilmiş. Zekası dolayısıyla övülen çocukların yüzde 40′ı yalan söylerken, çabaları için övülen çocukların çok azı yalan söylemiş.
    Bu öğrenciler ortaokula geldiklerinde, o zamana kadar ilkokulda gayet iyi idare edenler kaçınılmaz olarak daha büyük ve daha talepkar bir ortama girdiklerinde zorlanmaya başlamış. Önceki başarılarını doğuştan gelen yetenekleriyle bağdaştıranlar, aslında “aptal” olduklarını düşünmeye başlamış. Notları asla düzelmemiş, çünkü bu düzelmenin tek anahtarını – daha fazla çabalamak – başarısızlıklarının bir kanıtı olarak görüyorlarmış. Yapılan birebir görüşmelerde pek çoğu “sınavlarda hile yapmayı ciddi ciddi düşündüklerini” itiraf etmiş.
    Öğrenciler, başarısızlıkla baş etmek için hiçbir strateji geliştiremedikleri için hileye başvuruyorlar. Ebeveynler çocuklarının başarısızlıklarını görmezden geldiklerinde ve bir dahaki sefere daha iyi olacakları konusunda ısrarcı olduklarında, problem katlanarak büyüyor. Aile başarısızlığın varlığını kabul edemezse, çocuk da başarısızlığın korkunç bir şey olduğunu düşünmeye başlıyor. Oysa hatalar hakkında konuşma fırsatı elinden alınan bir çocuk, onlardan öğrenmeyi de öğrenemiyor.
    Övme Şeklimizi Değiştirmek

    Oğlum Luke anaokuluna gidiyor. Akranlarının yargılarına karşı aşırı hassas bir çocuk. Luke, “Ben utangacım” diyerek doğruluyor onları. Oysa Luke hiç de utangaç biri değil. Yabancılarla konuşmaktan, farklı yerlere ya da şehirlere gitmekten korkmaz. Okulda büyük bir seyirci kitlesinin önünde şarkı bile söyledi. Okulunda çok basit bir üniforması var. Kıyafet seçimleri ile kimsenin alay edemeyeceği fikrini seviyor. “Çünkü o zaman kendileriyle de alay ediyor olurlar” diyor.
    Carol Dweck’in araştırmasını okuduktan sonra oğlumu övme şeklimi değiştirmeye karar verdim. Sanırım en büyük endişem, Dweck’in öğrencilerde olmasını istediği zihniyetin kulağa korkunç derecede klişe gelmesiydi: Başarısızlıktan geri dönmenin yolunun çok çalışmaktan geçtiğine inanmak gerekliliği. Yani tekrar ve tekrar dene.
    Ama sanırım başarısızlığa karşı – vazgeçmek yerine – sürekli daha fazla çaba harcayarak tepki verme becerisi, psikoloji biliminde çok önemsenen ve irdelenen bir özellikti. Bu özelliğe sahip olan insanlar, karşılığını almaları çok uzun sürse bile sebat edip motivasyonlarını sürdürebiliyorlardı. Araştırmadan bir şey daha öğrendim: Sebat etmenin, bir şeyi istemeye yönelik bilinçli bir eylem olmanın daha ötesinde bir şey olduğunu. Sebat etmek aynı zamanda beyindeki bir devre tarafından yönetilen bilinçsiz bir tepkiydi. Washington Üniversitesi’nden Dr. Robert Cloninger, beyindeki bu devrenin yerinin orbital (göz çukuruna ait) ve orta prefrontal korteks (beyin orta ön bölgesi) olduğunu söylüyor. Bu devre, beynin ödül merkezini gözlüyor ve tıpkı bir şalter gibi anında ödül alınamadığında müdahale ediyor. Şalter indiğinde, beynin geri kalan yerine şunu söylüyor: “Denemeyi bırakma. İşin ucunda dopa (beynin başarı için salgıladığı hormon) var.” Araştırması kapsamında insanları MR makinesine sokan Cloninger, bazı insanlarda bu şalterin düzenli olarak açık olduğunu, bazılarında ise neredeyse hiç açık olmadığını gördü.
    Bu nasıl oluyor? Cloninger şöyle diyor: “Çok sık ödül alarak büyüyen bir insan sebat etmeyi öğrenemez. Çünkü ödüller ortadan kaybolduğunda vazgeçiyorlar.”
    Bu beni çok etkiledi. “Ödül bağımlısı” olmanın sadece lafta olduğunu sanırdım, ama birden oğlumun beynini sürekli ödül ihtiyacı duyan bir hormona göre kuruyor olabileceğimi fark ettim.
    Peki çocuklarımızı övmeyi bırakmak nasıl bir şey olurdu? Ben buna iyi bir örnek olabilirim. Gerçek şu ki bunun çeşitli aşamaları var ve hepsi de oldukça incelikli bir çalışma gerektiriyor. İlk aşamada diğer ebeveynler çocuklarını övmekle meşgulken, ben de eski alışkanlığıma geri döndüm maalesef. Luke’un kendini eksik hissetmesini istemiyordum. Kendimi sosyal olarak içmeye devam eden eski bir alkolik gibi hissediyordum. Sosyal ortamlarda çocuğumu över olmuştum.
    Sonra Dweck’in tavsiye ettiği spesifik övgüyü denemeye karar verdim. Luke’u övdüm ama “sürecini” övmeye özen gösterdim. Bunu söylemek yapmaktan daha kolaydı. 5 yaşında bir çocuğun zihninde ne tür süreçler oluşuyordu acaba? Her akşam yapması gereken matematik ödevi ve sesli okuması gereken bir kitabı vardı. Eğer konsantre olursa her biri yaklaşık beş dakikasını alıyordu. Ama dikkati çok kolay dağılıyordu. Ben de onu, hiç mola vermeden konsantre olabildiği için övdüm. Eğer talimtaları dikkatle dinlediyse, bunun için de övdüm. Futbol maçından sonra sadece “Harika oynadın” demek yerine, iyi pas attığı için övdüm. Eğer topu almak için çok çabalarsa, bu kez çabasını övdüm.
    Tıpkı araştırmanın vadettiği gibi bu odaklanmış övgü, ertesi gün Luke’un uygulayabileceği stratejileri görmesine yardım etti. Övgünün bu yeni şeklinin belirgin bir şekilde ne kadar etkili olduğunu görmek olağanüstüydü.
    Gerçeği itiraf etmem gerek: Yeni övgü rejiminde oğlum gayet iyi giderken, esas acı çeken kişi bendim. Böylece ailedeki gerçek övgü bağımlısının ben olduğum ortaya çıtı. Onu sadece belirli bir beceri ya da görev konusunda övmek, sanki diğer taraflarını göz ardı ediyorum ve takdir etmiyorum gibi hissettiriyordu. Onu evrensel “Harikasın, seninle gurur duyuyorum” şeklinde övmenin, ona olan koşulsuz sevgimi ifade etmemin bir yolu olduğunu fark ettim.
    Övgülerde bulunmak, modern ebeveynliğin endişeleri için bir çeşit “her derde deva ilacı” gibi. Kahvaltıdan akşam yemeğine gördüğümüz çocuklarımıza, eve geldiğimizde listemizdeki çentikleri sıralamaya başlıyoruz. O birkaç saatlik zaman diliminde gün içinde söyleyemediğimiz şeyleri duymalarını istiyoruz:Biz hep arkandayız, senin için buradayız, sana inanıyoruz.
    Ve benzer bir şekilde çocuklarımızı aşırı baskının olduğu ortamlara sokuyoruz, bulabileceğimiz en iyi okulları arıyoruz, sonra da bu ortamların yoğunluğunu hafifletmek için sürekli övgüyü kullanıyoruz. Onlardan çok şey bekliyoruz, ama beklentilerimizi parlak övgülerimizin arkasına saklıyoruz. Artık bu ikiyüzlülüğü çok açık görebiliyorum.
    En sonunda, yani övgüyü bırakma çalışmalarımın son evresinde, oğluma zeki olduğunu söylemememin, kendi zekasıyla ilgili bir sonuca kendisinin varmasına izin vermek anlamına geldiğini fark ettim.
    Övgüyle araya girmek, bir problem ödevinin cevabını çok erken söyleyivermeye benziyor. Sonucu kendisinin çıkarma fırsatını elinden alıyor.
    Peki ya yanlış bir sonuca varırsa?
    Bunu gerçekten ona bırabilir miyim? Hem de bu yaşta?
    Ben hala endişeli bir ebeveynim. Bu yüzden bu sabah, okula giderken onu test ettim: “Tekrar söyle bakalım, bir şeye çok fazla kafa yorduğunda beynine ne oluyor?
    “Büyüyor, tıpkı bir kas gibi,” diye cevap verdi, daha önce çok kez yaptığı gibi.
    Kaynak:http://nymag.com/news/features/27840/

Benzer Konular

Kapat

Konular İstatistik Son Mesaj
Started by Mine-Küçük, 16.04.16, 07:48
0 cevap var
142 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj Mine-Küçük
Son yazan Mine-Küçük
 
Started by Mine-Küçük, 16.04.16, 02:37
0 cevap var
152 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj Mine-Küçük
Son yazan Mine-Küçük
 
Started by Mine-Küçük, 16.04.16, 02:14
0 cevap var
120 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj Mine-Küçük
Son yazan Mine-Küçük
 
Started by Mine-Küçük, 16.04.16, 01:56
0 cevap var
72 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj Mine-Küçük
Son yazan Mine-Küçük
 
Started by Mine-Küçük, 16.04.16, 01:51
0 cevap var
85 gösterim
0 Beğeni
Son Mesaj Mine-Küçük
Son yazan Mine-Küçük
 

Baglanti Reklami

Kapat

Baglanti reklami mobil

Kapat

Çevrimiçi Kullanıcılar

Kapat

şu an 373 kullanıcı çevrimiçidir. Bunlardan 0 üye 373 ziyaretçidir.

Online Rekorumuz: 4.645 Üye ile 15.10.18 Tarihinde Saat 18:28 Gerçekleşmiştir.

İstatistikleri

Kapat

Topics: 2.579   Posts: 2.832   Members: 11.186   Aktif Üyeler: 0
Son kayıt olan üyemiz Sudemcansu hoş geldiniz

Bugün doğan üyelerimize sağlık, mutluluk ve esenlik dolu uzun bir yaşam dileriz...

Kapat

En Aktif Kullanıcılar

Kapat

There are no top active users.
Hazırlanıyor...
X